PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Anne olmanın da bir dengesi var


TrauN
22.Ocak.2019, 17:50
Anne olmanın varoluş sistemi içinde kadına verilmiş en güzel armağanlardan biri olduğunu belirten Spiritüel Yaşam Uzmanı Gülden Üner,<b> “Ancak hayatın her alanında olduğu gibi ebeveyn olmanın da bir dengesi var. Kendimizi adamadan, çocuklarımızın varlığının yarattığı manevi zenginlikle yaşamdaki diğer rollerimizden çalmadan dengeli bir şekilde beraber yol almalıyız”</b> diyor.<br /> Kadın, kendi bedeninde ruh taşıyan bir insanın dünyaya gelmesine kanallık eder. Bu anlamda zihinsel, bedensel ve ruhsal olarak kadın yaşamı boyunca başka hiçbir şekilde yaşayamayacağı farklı deneyimler elde eder.<br /> Her kadının yaratılışı itibariyle ebeveyn olma özelliklerine sahip olduğunu ancak ebeveyn olma kararını verirken zihinsel, bedensel ve ruhsal olarak anneliğe hazır olmasının önemli olduğunu belirten Gülden Üner,<b> “Hamilelik dönemi bebeğin ruhsal ve psikolojik gelişimini önemli derecede etkiler. Bu dönemde annenin tüm heyecansal ve romantik durumu bebeğe aktarılır” </b>diyor ve ekliyor; <b>“Eğer ebeveyn bebeğe hazır değilse, istenmeyen bir hamilelik ise, ebeveyn son radde stresli bir yaşam tarzına sahip ise şiddete maruz kalıyorsa tüm bu yaşadıklarının romantik izleri bebeğe geçer ve doğduğunda tüm yaşamına tesir eder. Bu nedenle ebeveyn olmaya hazırlanan kadın annelik bilincine ermelidir. Hamilelik dönemi boyunca kadına bir çiçek gibi bakılmalı ve ebeveyn adayı da kendisine aynı özeni göstermelidir.”</b><br /> <b>Annelik hazır olana artı değer katar</b><br /> <br /> Bir kadının ebeveyn olduğunda yaşamında birçok dinamiğin değişebileceğini ve ebeveyn adaylarının bu duruma bilinçli olarak hazır olması gerektiğine dikkat çeken Gülden Üner; <b>“Bize bahşedilen yaşam sadece kariyer yapmak ya da başka dünyevi aktiviteler içinde ömür tüketmek üzerine kurulu değil. Dolayısıyla çocuğa yaşamda yapılmak istenenlerin bir engeli gibi bakıldığında zaten o kadın için ebeveyn olmak doğru değil. Annelik, zihinsel, ruhsal ve bedensel olarak dengeyi sağlamış, bir çocuk dünyaya getirmeyi kendi içinde onaylamış olmayı gerektirir. Anneliğe bu şekilde bakan bir kadın için çocuk ona bırakın mani olmayı tam tersi artı değer katacaktır”</b> diyor.<br /> <b>Kadın olduğunuzu unutmayın</b><br /> <br /> Ebeveyn olduktan sonra pek çok kadının yaşamdaki diğer rollerini aksattığını hatta unutup yok saydığını söyleyen Gülden Üner, içsel korkuları ve kaygılarıyla kirlenen bir zihne sahip olan kadınların yaşamın merkezine çocuklarını oturttuğunu belirtiyor. Bu tip durumlarda ilk ihmal ettiklerinin de eşi olduğunu ve bu yüzden çocuk sahibi olduktan sonra pek çok evliliğin bitme noktasına geldiğini anlatım eden Gülden Üner sözlerini şöyle sürdürüyor: <br /> <b>“Hayatın her alanında olduğu gibi ebeveyn olmanın da bir dengesi var. Bu yüzden her insanın kendi bilinçaltındaki travmatik izleri, korkularını dönüştürmesi gerekir. Bunu yapmadığı sürece çocuğa odaklı, obsesif diyebileceğimiz derecede takıntılı, eşini ve kendini ihmal eden annelerle dolu olacaktır dünya. Ve işin kötü tarafı bu şekilde nesilden nesile aktarılan bilgi bizi sağlıksız bir cemiyet yapısına götürür. Bir kadın çocuk doğurabilir ancak o çocuğun sahibi değildir. Çocuklarımıza bizim aracılığımızla dünyaya gelmiş bir ruh gözü ile bakarsak onu delice sahiplenmek yerine onu zihin-ruh-beden dengesi içinde büyütmek için enerjimizi kullanırız. Böylelikle kendimizi adamak değil yaşamda çocuklarımızın varlığının yarattığı manevi zenginlikle yaşamdaki diğer rollerimizden çalmadan dengeli bir şekilde beraber yol alabiliriz.&quot;</b><br />