Giriş

Orijinalini görmek için tıklayınız : Çocuklar da depresyona girebilir!


TrauN
22.Ocak.2019, 17:50
Sebepsiz ağlama<a href="http://www.elmaelma.com/" target="_blank">,</a> saldırgan davranışlar<a href="http://www.elmaelma.com/" target="_blank">,</a> kuralları reddetme, kendine ve diğerlerine ziyan verme, iştahta ve uykuda bozulma, alt ıslatma, parmak emme, konuşma sorunları, öğrenme sorunları, aileden ayrılma kaygıları gibi davranış bozulmaları...<br />Çocuğunuzda bu belirtilerden birkaçı varsa dikkat! Çocuğunuz depresyonda olabilir...<br /> Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi’nden uzman klinik psikolog Hande Sinirlioğlu Ertaş, ebeveyn ve babaları uyardı ve şu açıklamalarda bulundu:<br />“Depresyon stres, üzüntü ve menfi yaşam olaylarına karşı verilen duygusal, zihinsel ve davranışsal değişimlere sebep olan psikiyatrik bir hastalıktır. Her üzüntü veya stres depresyon habercisi olmadığı gibi, bazen vakit anlatım edilebilir olmayan faktörler de depresyona sebep olabilmektedir.<br /> <b>Çocuklar ve bebekler de depresyona girebilir!</b><br /> Çocuk psikolojisinde en sık karşılaşılan sorulardan biri çocukların depresyona girip girmediğidir. Çocuklar da, hatta bebekler de depresyona girerler.<br />Her yaş dönemine ait tetikleyici yaşam olayları ve depresyon semptomları farklı olmakla beraber ilk çocukluk dönemi depresyonunda önemli etkenler anne-babalar ve bakım koşulları ile ilişkilendirilmektedir. Depresif belirtiler de yaşa ve gelişim süreçlerine bağlı olarak değişim göstermektedir.<br /> <b>Dil, zeka ve sosyal gelişimde yavaşlamaya dikkat!</b><br /> Bebeklik döneminde görülen depresyon, genellikle yeterli romantik destekten yoksun olmaya bağlıdır. Fizyolojik ihtiyaçların karşılanması dışında bebeklerin korunduklarını, sevildiklerini ve güvende olduklarını hissetmeye ihtiyaçları vardır. Bu dönemde depresyon belirtileri çocuğun dil, zeka ve sosyal gelişiminde yavaşlama ve gecikmelerdir. Gelişim gecikmelerine iştah, uyku sorunları, sık ve aşırı ağlama ile huzursuzluğun da eşlik ettiği görülür.<br /> <b>Konuşma ve öğrenme sorunları yaşanabilir</b><br /> 2-7 yaşları arasını kapsayan ilk çocukluk evresi, çocuğun dış dünyaya karşı duyarlılığının ve farkındalığının arttığı, pek çok alanda esas gelişimini tamamladığı dönemdir. Bu dönemde ailenin önemi devam etmekle birlikte, sosyal ilişkiler, kendini diğerleri arasında ortaya koyma, gelişen becerilerini sergileme de bu yaş dönemi çocuklarının önemli sınavları arasındadır.<br />Ayrıca bu yaşlarda çocuk, dünyasında yaşanan değişimlerin veya sorunların da daha çok farkına varmaya başlamıştır. Artık annesi veya babasının birbirleri ile olan ilişkilerine karşı da oldukça hassastır. Bu dönemin çocukları mesele çözme veya duygularını yetişkin düzeyinde anlatım etme becerisini henüz geliştirmektedirler.<br />Bu nedenle çocukluk döneminde yaşanan depresyonlarda, yetişkin depresyonlarından farklı belirtiler gözlenmektedir. Çocuklar mutsuzluğu belirgin bir şekilde ortaya koyabileceği gibi saldırgan davranışlar, kuralları reddetme, kendine ve diğerlerine ziyan verme gibi davranış bozuklukları da görülebilir.<br /> İştahta ve uykuda bozulma olabileceği gibi çocuklar bu dönemde kazanmış oldukları becerileri kaybedebilir. Çocuklarda alt ıslatma, parmak emme, konuşma sorunları, öğrenme sorunları, aileden ayrılma kaygıları gibi davranış bozulmaları da gözlenebilir.<br /> <b>Saldırganlık ortaya çıkabilir</b><br /> 7 yaş sonrası görülen depresyon, ilk çocukluk dönemine eş görüntülerde karşımıza çıkmakla beraber bu dönem çocuklarının esas sorunları sosyal ilişkiler, akademik saha ve kurallı mektep ortamına uyumdur. Bu yaş döneminde çocuklar duygularını daha iyi anlatım edebilme becerisi geliştirmiş olmakla beraber davranım bozuklukları halen depresyon habercisi olabilmektedir. Bu yaş döneminde okulda ahenk sorunu yaşayan bir çocuk, arkadaşları arasında daha çok alay konusu olmamak için evde aileye karşı gelme davranışları geliştirebilir. Ders başarısı düşen bir çocuk, yaşadığı sıkıntıyı anlatım etmek yerine arkadaşlarına karşı saldırgan davranışlarda bulunarak kendini ortaya koymaya çalışabilir.<br /> <b>Aileler gözlemci olmalı</b><br /> Bebeklik döneminden başlayarak her yaşta, farklı belirtiler ile ortaya çıkan depresyonun, bir mutsuzluk ya da dönemsel bir sıkıntıdan farklı olduğunun bilinmesi; uzun süreli veya kişide yoğun tesir bırakan tetikleyici durumların beynin kimyasal dengesini bozduğunun farkındalığı depresyona yaklaşım açısından önemlidir. Depresyonun ortaya çıkması veya tedavisi, biyolojik faktörlerle ilişkilidir.<br />Depresyonun altında yatan biyolojik faktörler eş olmakla beraber eş stres durumlarının her vakit veya her çocukta depresyona sebep olmadığı da görülmektedir. Bireysel faktörler, genetik yatkınlık, çevresindekilerden model alma, aile tutumları, aile desteği ve mektep desteği depresyonun ortaya çıkmasını veya var olan depresyonun tedavisi sürecini etkilemektedir.<br />Ailelerle yaptığımız görüşmelerde öncelikle onlara çocuklarda yaşanan romantik ve davranışsal sorunların, davranış değişimlerinin önemini sık sık vurguluyoruz. Her çocuk tasdik ve ödül alma hevesi içindedir.<br />Çocuklar mesele yaşadığında yaramazlık, şımarıklık, dönemsel mutsuzluk açıklamaları asıl problemin ayrım edilmesini geciktirmektedir. Gelişimsel süreçlerin devam ettiği çocukluk yıllarında sorunların üstünün kapatılması, kalıcı ve daha büyük sıkıntılara sebep olur. Ailelerin çocuklarına karşı duyarlı ve gözlemci olması, yaşanan davranış sorunlarının uzun süreli ve yaşam kalitesini bozucu niteliğini ayrım etmesi ve uzman desteği alması önemlidir.<br /> <b>Erken teşhis yaşam kurtarır</b><br /> Davranım sorunları yaşayan çocukla yapılan klinik görüşmelerde durumun biyolojik ve psikolojik yönleri müsait tetkikler ile araştırılacak, lüzumlu biyolojik ve psikolojik tedavi süreci belirlenerek aile ile işbirliği halinde yürütülmesi sağlanacaktır. Depresyonun bir “hastalık” olduğu, her hastalıkta erken teşhis ve müsait tedavinin ne denli “hayat kurtarıcı” olduğunu unutulmamalıdır.<br /> <br />